4 Mart 2010 Perşembe

Dergâh-ı izzete iltica eden kurtuluyor.

Ve keza, bu âlemin Sâniinde pek rahîmâne bir şefkat vardır.
Zîra görüyoruz ki, bu âlemde yardım isteyen bir musibetzedeye kemal-i sür'atle yardım ediliyor.
Dergâh-ı izzete iltica eden kurtuluyor.
Sual eden sâillerin istekleri veriliyor. En âdi bir zîhayatın sesi işitiliyor ve hâceti kabul ediliyor. İşte böyle bir şefkat sahibi, nev-i beşerin en büyük, en lâzım, en zarurî, şedit bir hâceti hakkında, bütün insanlar namına yaptığı duada istediği Cenneti ve saadet-i ebediyeyi ve ba'sü ba'del mevti yapacaktır. Bilhassa, o reis-i muhteremin şu umumî duasına, bütün zevilhayat, bütün mahlûkat "Âmin! Âmin!" diyorlar.

Mesnevi-i Nuriye | Lâsiyyemâlar | 37

Bu şiddetli hastalık zamanlarında aslâ namazlarını terk etmedi. Yalnız, ikinci ve üçüncü zehirlenmek zamanında, tahammülü gayr-i kabil bir hastalıkta iki üç gün farzını yatağında ancak kılabildi.
Ölüm tehlikesi geçirdiği günlerde, bir gece sabaha kadar yanında nöbet bekleyip gözyaşları içinde Üstada dikkat eden iki talebesi diyor:
"Sabaha yakın, gözleri kapalı olduğu halde doğruldu, ellerini dergâh-ı İlahîyeye açıp, yavaş bir sesle, birkaç kelime ile Risâle-i Nur hizmetinin inkişâfına ve talebelerinin selâmetine duâ etti. Sonra bayılmış vaziyette yatağa düştü."


Tarihçe-i Hayat | Altıncı Kısım : Emirdağ Hayatı | 401

9 yorum:

by ene dedi ki...

Allah razı olsun..

''iltica '' ne demek?

nurhanali dedi ki...

Akla ilk gelen manalar; Ubudiyet ile, namaz ile,dua ile, fakrını ve aczini bilmekle nefsin firavuniyetliğini kırmakla sığınmak anlıyoruz.

"Kul" dedi ki...

"El-aman, el-aman! Ya Rahmân! Yâ Hannân! Yâ Mennân! Yâ Deyyân! Beni çirkin günahlarımın arkadaşlıklarından kurtar! Yerimi genişlettir! İlâhî, Senin rahmetin melceimdir ve Rahmeten li'l-Âlemîn olan Habibin, Senin rahmetine yetişmek için vesilemdir. Senden şekvâ değil, belki nefsimi ve halimi Sana şekvâ ediyorum.

"Ey Hâlık-ı Kerîmim ve ey Rabb-i Rahîmim!

Senin Said ismindeki mahlûkun ve masnuun ve abdin, hem âsi, hem âciz, hem gafil, hem cahil, hem alîl, hem zelîl, hem müsi', hem müsin, hem şakî, hem seyyidinden kaçmış bir köle olduğu halde, kırk sene sonra nedamet edip Senin dergâhına avdet etmek istiyor. Senin rahmetine iltica ediyor. Hadsiz günah ve hatîatlarını itiraf ediyor. Evham ve türlü türlü illetlerle müptelâ olmuş, Sana tazarru ve niyaz eder. Eğer kemâl-i rahmetinle onu kabul etsen, mağfiret edip rahmet etsen, zaten o Senin şânındır. Çünkü Erhamürrâhimînsin. Eğer kabul etmezsen, Senin kapından başka hangi kapıya gideyim? Hangi kapı var? Senden başka Rab yok ki dergâhına gidilsin. Senden başka hak mâbud yoktur ki ona iltica edilsin." 17. Lem'a

nurhanali dedi ki...

Çok güzel ve tesirli bir iktibas Allah razı olsun.

Adsız dedi ki...

Evet kırık bir tahta parçası üzerindeki fakir ve kalbi kırık bir masumun duası hürmetine, denizin fırtınası, şiddeti, hiddeti inmeye başlar. Demek dualara cevab veren Zât, bütün mahlukata hâkimdir. Öyle ise, bütün mahlukata dahi Hâlıktır.
Mesnevi-i Nuriye ( 78 )

Adsız dedi ki...

Abi arada bir buralara ekleme yaparım oldu mu :)))

Adsız dedi ki...

abi ben söz vermişim e mailllere bakmama ya.. sen bana bir blog açar mısın vaktin olduğunda.. buralarda oyalanaıyım biraz..hani iğne ile toprak eşeleme misali.. yoksa korkarım geri dönerim o forumlara.. bu yorum dursun ben görene kadar cevabını bekliyorum selametle..

nurhanali dedi ki...

S.a.Allah razı olsun iştirakleriniz için hakkımızda ne hayırlıysa Rabbim bizlere onu nasip etsin.Bloğu unutmuştum kim yazıyor diye hayret ettim.:)
Sonra anlaşıldı ki bir dost blog açmak çok kolay devam ettirmek zor.Açarsanız haber verirsiniz bu şekilde nurlarla iştigal etmiş oluruz.selam ve dua ile

nurhanali dedi ki...

s.a.İlk önce gmail uzantılı bir mail adresi gerekiyor sonra da bloğa bir de isim bulmanız o kadar.Blog oluşturdan giriş yapın sizi yönlendiriyor yapacaklarınız çok kolay eğer yapamadığınız yerler olursa mail yolu ile yardımlaşırız.Yine de siz açın derseniz bana gmail uzantılı bir mail adresi ile bir blog ismi yollayın yaparız inşaallah.s.a.

Hakkımda

Fotoğrafım
taht-el Arz, bir menzil
Hem ben, madem bu asırda maddeten ve manen münferid yaşamağa ve hayat-ı içtimaiyeden çekilmeğe mecbur olmuşum; elbette hakkım yoktur ki, hayat-ı içtimaiyeyi geçirenler içinde tarihe binip istikbaldekilere görüneyim. (Emirdağ Lah.)