30 Mayıs 2009 Cumartesi

Dünya Hayatının Ahiret Hayatına tercih edilmesi; Devası

Dünya hayatının ahirete bilerek ve severek ahiret hayatına tercih edilmesine dair risale-i nur bilgisine itimad ettiğim bir abiye sordum abi dedim çok kişilerden işitiyoruz ki;Risale-i nuru okuyoruz fakat yinede istediğimiz ve arzu ettiğimiz gibi kendimizi düzeltemiyoruz amele muvaffak olamıyoruz( nisbi olarak) biraz şuurlanan hemen herkes aynı dertten muzdarip risale-i nura göre ne yapmalıyız bize ne tavsiye edersiniz.Burayı dikkatle okuyunuz dedi:


YİRMİBEŞİNCİ DEVA:Ey hasta kardeşler! Siz gayet nâfi' ve her derde deva ve hakikî lezzetli kudsî bir tiryak isterseniz, imanınızı inkişaf ettiriniz.

Yani tövbe ve istiğfar ile ve namaz ve ubudiyetle, o tiryak-ı kudsî olan imanı ve imandan gelen ilâcı istimal ediniz.

Evet dünyaya muhabbet ve alâka yüzünden
güya âdeta ehl-i gafletin dünya gibi büyük, hasta, manevî bir vücudu vardır.

İman ise
, o dünya gibi zeval ve firak darbelerine, yara ve bere içinde olan o manevî vücuduna birden şifa verip; yaralardan kurtarıp, hakikî şifa verdiğini pek çok risalelerde kat'î isbat etmişiz.

Başınızı ağrıtmamak için kısa kesiyorum.
İman ilâcı ise,
feraizi mümkün oldukça yerine getirmekle tesirini gösteriyor.

1-Gaflet
2-ve sefahet

3-ve hevesat-ı nefsaniye
4-ve lehviyat-ı gayr-ı meşrua,

o tiryakın tesirini meneder
.

Hastalık madem gafleti kaldırıyor, iştihayı kesiyor, gayr-ı meşru keyflere gitmeye mani oluyor; ondan istifade ediniz.

Hakikî imanın kudsî ilâçlarından ve nurlarından tövbe ve istiğfar ile, dua ve niyaz ile istimal ediniz.


Cenab-ı Hak sizlere şifa versin
, hastalıklarınızı keffaret-üz zünub yapsın. Âmîn âmîn âmîn...

1وَقَالُوا الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِى هَدَينَا لِهَذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِىَ لَوْلاَ اَنْ هَدَينَا اللَّهُ لَقَدْ جَاءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِالْحَقّ

سُبْحَانَكَ لاَ عِلْمَ لَنَا اِلاَّ مَا عَلَّمْتَنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ 2


اَللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَدَوَائِهَا وَ عَافِيَةِ اْلاَبْدَانِ وَ شِفَائِهَا وَ نُورِ اْلاَبْصَارِ وَ ضِيَائِهَا وَ عَلَى اۤلِهِ وَ صَحْبِهِ وَ سَلِّمْ
3
(Lem'alar - 220)

1- "Dediler: Bizi buna eriştiren Allah'a hamd olsun; yoksa Allah hidayet etmeseydi, biz kendiliğimizden buna erişemezdik. Gerçekten Rabbimizin peygamberleri bize hakkı getirdiler." A'râf Sûresi: 7:43.
2- "Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." Bakara Sûresi: 2:32.
3- Allahım! Kalblerin derman ve devâsı, bedenlerin âfiyet ve şifası, gözlerin nur ve ziyası olan Efendimiz Muhammed'e ve âl ve ashabına salât ve selâm et.

Sonrada şöyle bir misal verdi;Nasıl ki doktora gideriz bize ilaç verir ve sonrada hastalığımızın iyileşmesi için ilaç la beraber perhiz de verir.Aynı bu misal gibi iman ilacının kullanılması ile beraber tavsiye edilen levhiyattan kaçınmakta gerek tavsiyesine uyulmalı dedi.

2 yorum:

zehra Fındıklı dedi ki...

Amin..Amin..
Rabbim cümle hasta kalpleri nurlandırsın.

nurhanali dedi ki...

Amin Allah razı olsun.

Hakkımda

Fotoğrafım
taht-el Arz, bir menzil
Hem ben, madem bu asırda maddeten ve manen münferid yaşamağa ve hayat-ı içtimaiyeden çekilmeğe mecbur olmuşum; elbette hakkım yoktur ki, hayat-ı içtimaiyeyi geçirenler içinde tarihe binip istikbaldekilere görüneyim. (Emirdağ Lah.)