20 Mayıs 2009 Çarşamba

Dünya Hayatının Ahiret Hayatına tercih edilmesi

Daha önce bloğumda yazmıştım bu zamanda neden ehl-i islam (Ayetin ifadesiyle) bilerek ve severek dünya hayatını ahirete tercih ediyor.Bilerek ve severek tercih etmeyi bir türlü anlayamıyorum.İnsan severek tercih ediyorda bilerek nasıl oluyor.Risale-i nurdan bu meseleye dair aklımda kalan bir kaç yer alıntı yapmıştım fakat sonra sildim.Bir kaç gündür zihnen yine düşünmeye başladım bazı ehl-i imanda bizzat müşahade ediyorum ve kendi nefsimde de aynı oluyor acip bir hal halletmek zor.Geçen bir forumda biri diyor herşeyi biliyorum fakat kendimi bir türlü düzeltemiyorum serzenişte bulunuyor.Bunu okuyunca nefsime baktım bende de nispi olarak benzer sorunlar var.Allahım bizlere yardım et bu bataklıktan çıkalım.Bu akşam okurken aşağıdaki Alıntı yaptığım yere rast geldim.Baktım aynı mesele gayet ince ve kaleme alınmaz bir mana ile ifade edilmiş.Hem bloğuma yazayım hem de böyle yazınca sanki daha dikkatli okumaya vesile oluyor.Maasselam

يَسْتَحِبُّونَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا عَلَى اْلاۤخِرَةِ âyetinin sırr-ı işarîsiyle, âhireti bildikleri ve iman ettikleri halde, dünyayı âhirete severek tercih etmek ve kırılacak şişeyi bâki bir elmasa, bilerek rıza ve sevinçle tercih etmek ve akibeti görmeyen kör hissiyatın hükmüyle, hazır bir dirhem zehirli lezzeti, ileride bir batman safi lezzete tercih etmek, bu zamanın dehşetli bir marazı, bir musibetidir.
"Onlar dünya hayatını seve seve ahirete tercih ederler." İbrahim Sûresi: 14:3.

(Kastamonu Lahikası - 197)




Sâniyen: Birkaç gün evvel size gönderdiğim son mektubdaki, hayat-ı dünyeviyenin hayat-ı diniyeye galebe etmesine dair ikinci mes'elesi münasebetiyle gayet ince ve kaleme alınmaz bir mana kalbe zahir oldu. Yalnız gayet kısa o manaya bir işaret edeceğim. Şöyle ki:

Bu acib asrın hayatperest ehl-i dalaleti aldatan, sarhoş eden; fânilerden surî aldıkları zevki gayet acı ve elîm olduğunu ve ehl-i imanın ve hidayetin aynı yerde ve o fâniyatta bâkiyane ve ulvî bir zevki bulunduğunu gördüm ve hissettim,
fakat ifade edemiyorum.


Risale-i Nur'un müteaddid yerinde nasıl isbat etmiş ki,
ehl-i dalalet için, zaman-ı hazırdan maada herşey madum ve firakların elemleriyle doludur.
Ehl-i hidayet için mazi, müstakbel müştemilâtıyla mevcuddur, nurludur.

Aynen öyle de, fâniyatta, yani geçmiş muvakkat vaziyetler, ehl-i dünya için fena-yı mutlak karanlıklarında madumdur,
ehl-i hidayet için mevcuddur, diye gördüm
.
Çünki eski zamanda çok alâkadar olduğum zevkli veya kıymetli ve şerefli muvakkat vaziyetleri mütehassirane hatırladım, müştakane arzuladım. Neden bu mübarek vaziyetler mazide kalıp fâni olsun, düşünürken,
İman-ı Billah nuru ihtar etti ki;
o vaziyetler gerçi sureten fânidirler, birkaç cihette mevcuddurlar.
Çünki Cenab-ı Hakk'ın bâki isimlerinin cilveleri olan o vaziyetler, daire-i ilimde ve elvah-ı mahfuzada ve elvah-ı misaliyede bâki oldukları gibi; nur-u imanın verdiği bâkiyane münasebet noktasında fevkazzaman bir vaziyette mevcuddurlar.
Sen, o vaziyetleri çok cihetle ve çok manevî sinemalarla görebilir ve girebilirsin diye anladım.
Ve dedim: "Madem Allah var, her şey var" darb-ı mesel cümlesi, bu büyük hakikatı da ifade eder. Kimin için Allah varsa, yani Allah'ı bilse, herşey mevcuddur; kim Allah'ı bilmezse, ona herşey madumdur, diye delalet eder.
Demek elemli, karanlıklı, tahassürlü bir dirhem zevki, aynı yerde yüz derece ziyade daimî, elemsiz bir zevke, sefahetle tercih edenler, aksi maksudlarıyla aynı zevkte elîm elemleri alır.

* * *
(Kastamonu Lahikası - 106)

Risale-i nur külliyatından

13 yorum:

zehra Fındıklı dedi ki...

Allah razı olsun..
Belkide dünyaya bu kadar aşık olmamızın sebebi, gerçek manada ahiret alemini bilmememizden, öğrenmek istemeyişimizden kaynaklanıyor.
Rabbim kalblerimizi dini üzerini sabit kıdem eylesin...

nurhanali dedi ki...

Amin Rabbim razı olsun.İnşallah bu manaları hissetmek nasip olur.:)

fikiret dedi ki...

Peki bu konuyu nefsinizde müşahade ettiniz ise çözüm olarak kalbinize ne tülu etti?

nurhanali dedi ki...

İnşaallah geniş bir zamanda risale-i nurdan bu konu hakkında istifademi paylaşmaya çalışacağım.
maasselam

nurhanali dedi ki...

>>>Blogger fikiret dedi ki...

Peki bu konuyu nefsinizde müşahade ettiniz ise çözüm olarak kalbinize<<<

Evvela sormanız çok ince bir nezaket teşekkür ederim.Ben nefsimde tecrübe ettiğim ve faydasını gördüğüm iki şey var.Biri;günlük evradlarım (cevşen)diğeri; risale-i nurlarla iştigaldir.
çok okuduğum ve meşgul olduğum nisbette bakıyorum hayatım daha istikametli hale geliyor.

Bunlara ilaveten herşeyde tatbik ettiğim bir metodum var.Risale-i nurdan öğrenmişim ki;İnsan hayırlara dört yolla sahip olabiliyor.

>>>> İnsan yalnız dua ile, iman ile, şuur ile, rıza ile onlara sahib olur.
(Sözler - 464)
<<<<<

Bunlara çok dikkat ediyorum yada etmeye çalışıyorum.Zaten hepsi birbirine bağlı olarak artıyor eksiliyor.:)
Allah ebeden razı olsun
maasselam

fikiret dedi ki...

Bilmiyorum ya bi yerlerde aksaklık veriyoruz. Gün içerisinde içtimai hayatın götürdüklerini akşam eve gelince yerine koyamıyoruz. Of olmuyor???

nurhanali dedi ki...

Bir hatıra;Ankarada abiler lise mektebinin karşısında bir dershane açmışlar.Bir süre sonra bakıyorlar mektepten gelen giden olmuyor.Sonra cemaat halinde karar almışlar dua edecekler.Her sabah namazdan sonra cemaat halinde duaya devam ediyorlar bir süre sonra dershane talebelerle şenleniyor.

Hepimiz madem imtihandayız öyleyse dua ve tevekkülü elden bırakmıyalım ve ahirete ciddi müteveccih olmak için nefsime soruyorum yada kendi kendime diyeyim nefsimi pek ayırt edemiyorum ne kadar ciddiyim çoğu zaman yetersiz kalsakta inadla devam edeceğiz öyle düşünüyorum.
Rabbim hepimize yardım etsin inşaallah ahirete ciddi müteveccih olan kullarından olmak nasip etsin.

>>>> Elhasıl: Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksad yapsa, zahiren bir Cennet içinde olsa da manen cehennemdedir ve her kim hayat-ı bâkiyeye ciddî müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır. Dünyası ne kadar fena ve sıkıntılı olsa da; Dünyasını, Cennet'in intizar salonu hükmünde gördüğü için hoş görür, tahammül eder, sabır içinde şükreder...
(Sözler - 39)
<<<<

fikiret dedi ki...

Amin. Birde şöyle desek; insan nurlarla iştigal ettikçemi günahtan uzaklaşır, yoksa günahtan uzaklaştıkça mı nurlar alemini nurlandırır.

nurhanali dedi ki...

Her zaman def'-i şer, celb-i nef'a racih olmakla beraber; bu tahribat ve sefahet ve cazibedar hevesat zamanında bu takva olan def'-i mefasid ve terk-i kebair üss-ül esas olup, büyük bir rüchaniyet kesbetmiş.
(Kastamonu Lahikası - 148)

Risale-i nurdaki bu ifadeye göre üstünlük evvela şerleri def etmede
fakat burayı okumadan bunu nasıl bileceğiz.:)
Maasselam

fikiret dedi ki...

Yanlış anlaşıldı galiba, yani müptela olduğumuz günahları Risale-i Nur okuma ile terketmede kendimize bir kuvvet bulabilirmiyiz diyelim.

nurhanali dedi ki...

evet soruyu yanlış anlamışım;Sizin sorunuza cevap vermek çok zor.Herkesin nurlardan istifadesi farklıdır.Benim tecrübem ise nurlarla meşguliyetim derecesinde kendimi manen çok iyi hissediyorum.Mesela okudukça kalb ve vicdan ikaz ediliyor zamanla bu ikazat uyumuş ruh akıl ve kalbe ait hissiyatlarımı uyandırıyor.İster istemez kendimi toparlamaya çalışıyorum.Aslında insanın içinde iki güç var biri iyi biri kötü hangisini beslersen o galip oluyor.Yani Ruha hoş gelen nefse azap verir nefse hoş gelen ruha azap verir.

>>>>>>> İkisi birer şevki de verir: O yabani edebin verdiği bir şevk ile nefis düşer heyecana, heves olur münbasit; ruha ferah veremez.

Kur'anın şevki ise: Ruh düşer heyecana, şevk-i maâlî verir. İşte bu sırra binaen, Şeriat-ı Ahmediye (A.S.M) lehviyatı istemez.
(Sözler - 737)

<<<<<<


>> Şimdi ne kadar kalb ikaz edilirse, vicdan tahrik edilse, ruha ihsas verilse; lezzet ziyade olur, hem de döner ateşi nur, şitası yaz.
(Sözler - 745)<<<

İnşaallah faydalı olmuştur.Çünkü hali ve vicdani olduğundan tarife pek gelmiyor.Maasselam

fikiret dedi ki...

Allah razı olsun

nurhanali dedi ki...

Amin ecmain Rabbim sizi muhafaza etsin.Başkasının duası makbul olduğundan size bir kaç gündür hususi dua ediyorum.rabbim kabul etsin.

Madem şimdiye kadar ekseriyet-i mutlakayla Risale-i Nur şakirtleri, Risale-i Nur hizmetini her belaya, her derde bir çare, bir ilaç bulmuşlar; biz hergün hizmet derecesinde, maişette kolaylık, kalbte ferahlık, sıkıntılara genişlik hissediyoruz, görüyoruz. Elbette bu dehşetli yeni belalara, musibetlere karşı da, yine Risale-i Nur'un hizmetiyle mukabele etmemiz lazımdır.

Hakkımda

Fotoğrafım
taht-el Arz, bir menzil
Hem ben, madem bu asırda maddeten ve manen münferid yaşamağa ve hayat-ı içtimaiyeden çekilmeğe mecbur olmuşum; elbette hakkım yoktur ki, hayat-ı içtimaiyeyi geçirenler içinde tarihe binip istikbaldekilere görüneyim. (Emirdağ Lah.)